İŞLETME KURULUMU

Hayvancılık; 7/24 emek istediğinden öncelikle sevilerek yapılması gereken bir iş kolu olarak değerlendirilmelidir. Pazar imkanları doğrultusunda karlı bir işletmecilik faaliyetinin yapılıp yapılamayacağı öncelikle araştırılmalıdır. Bir başka ifadeyle işletmenin kurulması ve işletilmesi halinde avantajlı ve dezavantajlı yönlerini detaylı bir şekilde ortaya koyacak fizibilite raporu hazırlanmalıdır. Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde birikim/tecrübenin karlılıkta önemli rol oynadığı unutulmamalıdır. İşletme giderlerinin %70’ ni oluşturan yemin, kaliteli ve ucuz üretimi için yağışı veya suyu bol olan ancak aşırı sıcak olmayan bölgeler tercih edilmelidir.

10/8/2005 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan “2005/9207 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik”kapsamında yer seçiminin uygunluğu, imar planı kararı gerekip gerekmediği konusunda değerlendirme yapılmalıdır. İşletme kuruluşunda yer seçimi ve planlama iyi yapılmalı, imar, sağlık ve çevre mevzuatı dikkate alınmalı,

  • Yol, su (1 büyükbaş sağmal hayvanın ortalama günlük su ihtiyacı 150 L) ve elektrik altyapısı garanti edilmelidir.
  • Ekonomik bir süt sığırcılığı yapabilmek için arazi varlığı da göz önünde bulundurularak en az 10 baş sağmal hayvanla işe başlanmalı kısa sürede hedeflenen ekonomik işletme büyüklüğüne ulaşılmalıdır.
  • Başlangıçta 100 büyükbaş sağmal hayvanla kurulacak işletmedeki hayvan mevcudunun; farklı yaşlardaki hayvanlarla birlikte ilerleyen yıllarda 100 baş sağmal X 2,5 = 250 baş hayvan olacağı planlamada unutulmamalıdır.
  • Bir inek canlı ağırlığının % 8’i kadar gübre (dışkı + idrar) üretir. Bu bağlamda işletme kurulumunda ortaya çıkacak atıkların yaratacağı çevresel sorunlar göz önünde tutulmalıdır.
  • Devletçe verilen faiz indirimli krediler dışında orta veya kısa vadeli kredi kullanarak hayvancılık işletmesinin kurulması ve faaliyetlerinin sürdürülmesinin mümkün olamayacağı bilinmelidir.
  • Hayvancılık yapılacak bölgenin hayvancılık yapmaya elverişli olup olmadığı yönünde faal veya gayri faal komşu işletme sahipleri/çalışanların görüşleri alınmalıdır.
  • Hayvancılığa yıllık devletçe verilen teşvik ve destekler www.taryat.gov.tr adresinden takip edilmeli, konuya ilişkin detaylı bilgiler işletmenin kurulacağı il-ilçe gıda tarım ve hayvancılık müdürlüklerinden alınmalıdır.
  • Kültür ırkı bir büyükbaş hayvan için yıllık gerekli olan kaba yem miktarı 4,5 ton olarak hesaplanmaktadır. 4,5 ton kaba yem, yaklaşık 7 ton mısır silajı ile 1,5 ton kuru ota (yonca, fiğ, arpa-yulaf-buğday hasılı, korunga v.b) denk düşmektedir. Bu nedenle kurulacak veya kurulu hayvancılık işletmesinin kaba yem üretimi yapabileceği hayvan başına en az 2,5 dönüm sulu veya 5 dönüm kuru arazisi olmalıdır. Kaba yem üretimi için arazisi bulunmayan işletmelerin uzun dönemde yaşama şansının olamayacağı bilinmelidir.
  • Son yıllarda kurulan işletmelerde başarılı olanların ortak yanı, iyi kaliteli kaba yeme sahip olmalarıdır. Başarısız olanların ortak yanı ise yeterli düzeyde kaba yemi üretecek arazilere sahip olmamalarıdır. Yani başarının sırı, iyi kalitede ve yeter düzeyde kaba yem (yonca, çayır otu, korunga, hasılların kurutulmuş otları ve silaj) üretimidir.
  • Damızlık büyükbaş hayvanlarda verimli bir ömür süresinin (productive life) sağlanmasında işletmenin kaliteli kaba yem üretim kapasitesi birinci derecede rol oynamaktadır.

BARINAK

  • Ahırın konuşlandırılacağı muhtemel yerler detaylı olarak irdelenmelidir. Sığırcılık sitesi; drenajı zor, düz arazilere yapılmamalıdır. Tesislerin kurulacağı arazinin hafif eğimli ve toprağının geçirgen olması oldukça önemlidir. Olanak var ise, eğimin güney cephesi yönünde olması tercih edilmelidir.
  • Barınaklardan, hakim rüzgarlar ile yerleşim birimlerine olası toz ve koku taşınımını en aza indirecek bir yer seçilmelidir. Seçilen yer, tarıma elverişsiz olmalıdır.
  • Barınaklar özellikle içme suyu kaynaklarına, aşırı sıcak noktalara veya dere yataklarına inşa edilmemelidir.
  • Barınaklar ana yoldan ve yerleşim yerlerinden en az 500 metre mesafede olmalıdır. Ayrıca sanayi bölgelerinden, kalabalık, tozlu ana yollardan ve fazla gürültülü alanlardan uzakta olmalıdır.
  • Bölgedeki diğer modern işletmelerdeki barınaklar gözlemlenerek karar sürecine dahil edilmelidir.
  • İşe başlarken barınakta hayvanların yattığı, yem yediği, gezindiği ve sağıldığı yerler ile yem dağıtımı, gübre temizliği, sağım ve diğer bakım işlerinin kolaylıkla yürütülebileceği alanların doğru bir tasarımı yapılarak makine, ekipman, enerji ve işgücünden tasarruf edilmelidir.
  • Sığırların hareketine, barınak içi ve dışındaki iş trafiğine, sütün sağılması ve soğutulmasına, yemin muhafazasına yetecek alanlar hesaplanmalıdır.
  • Barınaklar; hayvanı aşırı sıcaktan, soğuktan ve güneşten, kirli havadan, yüksek nemden, çamurdan ve hava cereyanından koruyacak şekilde inşa edilmelidir.
  • Barınaklar, depolar ve silolar; başta iş sağlığı ve güvenliği olmak üzere işgücü verimliliğini esas alacak tarzda işletme avlusu içerisinde bir harmoni teşkil etmelidir.
  • Ülkemiz iklim koşullarına daha uygun olan yarı açık veya açık ahır sistemleri tercih edilmelidir.
  • Sundurmalı açık serbest bölmeli barınakların kuzey güney yönünde yerleşimi ile güneşin ısıtıcı ve kurutucu etkisinden yararlanılmalıdır. Serbest duraklar üzerinde maksimum hava akımı ile soğutma etkisi yapacak şekilde gölgelikler oluşturularak sıcaklık stresi azaltılmalıdır. 
  • Barınaklar; kaliteden ödün verilmeden, yerelde kolay ve ucuz bulunan malzemeler kullanılarak hayvanların yaşam tarzına ve davranışlarına uygun olarak inşa edilmelidir.
  • Barınaklar gösterişten uzak, işlevsel olmalıdır.
  • Ülkemizde yatırımcılar çoğunlukla işe barınak yapımıyla başladıklarından sermayesini çok büyük bir iştahla sükseli inşaatlara harcamaktadır. İnşaat giderleri artıkça kaba yem üretimi, kaliteli iş gücü ve damızlık hayvan için gerekli olan kaynak kısılarak işletme henüz kuruluş aşamasında iken iflasa sürüklenmektedir. Bu tarz işletme kurulumundan uzak durulmalıdır.

Süt Sığırı Ahırında;

  • Sağmal hayvan bölmesi, buzağı bölmesi (ferdi buzağılık bölmesi/buzağı kulübesi, serbest dolaşımlı buzağılık bölmesi), genç hayvan büyütme bölmesi, doğum bölmesi, hasta hayvan bölmesi, karantina bölmesi ve sağım ünitesi ile yem ve gübre depoları olmalıdır.
  • Sağım salonuna girmeden önceki bekleme yerleri, sağım hızına göre ölçeklendirilmelidir. Bu bölümde inekler maksimum 1 saat bekletilmelidir.
  • Barınaklarda durak ölçüleri hayvan refahını karşılamalıdır.
  • Durak sayısı toplam hayvan sayısından %10 daha fazla olmalıdır.
  • Hayvanların kaşınması için uygun yerlere kaşınma fırçası konmalıdır.
  • Süt soğutucu tankı; işletmede üretilecek 2 günlük sütü depolayacak kapasitede olmalıdır.
  • Barınak sistemlerine göre yemlik ve suluklaryem ve sudaki kirlenme ile hayvanlar arasındaki rekabeti en az düzeye indirecek şekilde dizayn edilmelidir.
  • Yemlikler; mekanik ve kimyasal dayanıklılığı yüksek, alkali ortamlara, seyreltik asitlere ve darbelere dayanıklı, hijyenik, tozumayan anti bakteriyel ve antifungal ortamlar sağlayan ve temizlenmesi kolay olan epoksi boya (kaplama) ile boyanmalıdır.
  • Silaj ve yem depoları (silolar); silajın kendine has özel kokusunun ahır ve sağım haneye gelmemesi ve esen rüzgarı kesmemesi için hakim rüzgar yönünün tersine inşa edilmelidir.
  • Silaj ve yem depoları yan yana kurularak iş gücünden tasarruf edilmelidir.

Barınaklarda havalandırma;

  • Ahırdaki bir inek ortalama 20-25 m³ ahır gazı üretir. Bu bağlamda kapalı ahırlarda; ahırın rutubeti ve ısısı dikkate alındığında hayvan sağlığı için gün ışığı ve temiz bir havanın sürekli bir şekilde sağlanması elzemdir. Bu amaçla barınak yapımında;
  • Duvarsız veya 1-1,5 m yükseklikte duvar üzerine aşırı soğuk ve rüzgarlı havalarda kapatılmak üzere brandalı yapılar tercih edilmelidir. Branda ile kapatılacak kısımlara ayrıca pencere, çerçeve gibi yapılar konulmamalıdır.
  • “Aşırı havalandırma çok az havalandırmadan her zaman daha iyidir” prensibiyle kapalı ahırlarda mutlaka yeterli düzeyde havalandırma sistemleri kurulmalıdır.
  • Hava giriş açıklıkları, dış ve iç sıcaklık farkı göz önünde bulundurularak taze hava girişini garanti edecek yeterlilikte olmalıdır.
  • Hava akımının fazla olması özelikle düşük sıcaklıklarda, barınağın belli kısımlarında hava cereyanına (hızlı hava akışı) yol açar. Hava cereyanları vücut ısısını aniden düşüreceğinden hayvanlarda strese yol açmaktadır. Bu nedenle barınaklar hayvanları hava cereyanından korumalıdır.
  • Geçerli rüzgar yönü dikkate alınarak, ana giriş kapıları ve havalandırma girişleri ayarlanmalıdır.
  • Metabolizma hastalıklarını önlemek için özellikle gebeliğin son dönemlerinde serbest gezinecekleri alanlar olmalıdır. (1 hayvan için en az 9-10 m2 gezinme alanı),
  • Düşüp kaymaları, çeşitli ayak hastalıklarını ve mastitisi önlemek için uygun zeminler seçilmelidir.
  • Barınak ve sağımhane zemini dümdüz olmamalı, belli aralıklarla pürüzlü bir zemin olmalıdır. Beton zemin olan yerlerde, ineklerin kaymaması için 1 cm derinlikte baklava dilimi şeklinde yivler açılmalıdır.
  • Küçük gruplarda bile dominant hayvanların baskınlığına karşı her bölmede en az iki adet suluk konulmalıdır. Oluk halinde kullanılacak suluklarda her 15 baş inek için 1 m’lik uzunluk hesaplanmalıdır. Suluklar dakikada 20 litre su sağlayacak debiye sahip olmalıdır.
  • İyi altlık materyeli inek refahı için elzemdir. Bu amaçla sağmalların/kurudakilerin iyi dinlenebilmeleri için yatak yerlerinde yumuşaklık ve kuruluk sağlayan; sap-saman, kauçuk, kum, talaş, kuru gübre kullanılmalıdır.
  • Ahırın uzunlamasına yani idrar kanalının gübre çukuruna doğru eğimi %1 olmalıdır. Durakların gübrelik ve idrar kanalına doğru eğimi %1-2 arasında olmalıdır.
  • Kapılarda eşik bulunmamalıdır.
  • Kapı girişlerine antiseptik içeren ayak banyoları konulmalıdır.
  • Besi hayvanı barınaklarında (ahırları/yapıları); gerek yapımının kolay ve ucuz olması gerekse sağlıklı bir besicilik yapılmasına imkan vermesi nedeniyle serbest veya açık sistemler tercih edilmelidir.
  • İşletme atıklarının depolanacağı alanlar belirlenirken, tesislerdeki kokunun çevreyi rahatsız etmemesi için bölge hakim rüzgarlarının yönü dikkate alınmalıdır.
  • Sağmal bir inek günde ortalama canlı ağırlığının % 8 (600 kg canlı ağırlıktaki bir inek 48 kg dışkı ve idrar ) kadar atık üretir. Katı ve sıvı gübre deposu, 6 aylık atık stoklayacak kapasitede yapılmalıdır. 
  • Hiçbir şekilde hayvansal atık ve gübreler yeraltı suyuna karışmamalı, gübrenin dışarı akıtılması için gezinti yerlerinde, sağım salonlarında kolay yıkama tesisatı oluşturulmalıdır.
  • Gübre en az 2 ay olgunlaşmadan tarlaya verilmemelidir.

SICAKLIKTAN KORUNMA

  • Normal vücut sıcaklığının yükselmesine neden olan etkenlerin bileşkesine ‘Sıcak stresi’ denir. Vücut sıcaklığı, sıcak stresinin etkilerinin ölçülebileceği en temel göstergedir. İneklerin normal 38,5°C olan vücut ısısının, 39,3°C üstüne çıkması halinde sıcak stresi başlamış demektir. Başta inekler olmak üzere tüm hayvanların performans ve sağlık sistemini etkileyen sıcak stresi, doğrudan veya dolaylı yoldan ekonomik kayıplara sebebiyet vermektedir.
  • Sıcak stresi inekte; vücut ısısının artmasının yanında, 10 hayvandan 7 sinin solunum sayısının dakikada 80’ni aşması, yem tüketiminde isteksizlik, yem seçme, salya artışı, süt veriminde azalma, daha fazla ayakta durma şeklinde belirtilerle kendini göstermektedir. Yaz aylarında barınak içindeki inekler yataklıklarda, yürüme alanlarında hareketsiz ayakta duruyor ise yada barınağın daha çok serin bölgelerinde kümeleştikleri gözlemleniyorsa, sürüde sıcak stresi olduğu hükmüne varılır.
  • Ülkemizde süt sığırı yetiştiriciliğinin sıklıkla yapıldığı Marmara, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sıcak stresinin etkisi yoğun bir şekilde hissedilmektedir. Hatta İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde de hayvanlarda sıcak stresi görülmektedir.
  • Gündüzleri yüksek düzeyde ısı stresine maruz kalan inekler, gece boyunca sıcakların uygun seviye düşmesi halinde gündüz sıcaklıklarını kısmen tolare edebilir. Ancak gece sıcaklığının yüksek seyir etmesi, yine yüksek sıcaklığa yüksek nemin eşlik etmesi halinde terleme yolu ile ısı kaybı mekanizmasının etkinliğini kaybetmesi neticesinde, inekler sıcak stresinden daha fazla etkilenirler
  • Süt sığırlarında son 50 yıl içinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda süt verimleri yaklaşık 3 kat artmış, buna bağlı sıcağa dayanıklılık da önemli düzeyde düşmüştür. Küresel ısınmanın etkisi ile bir arada değerlendirildiğinde süt sığırı yetiştiriciliğinde yakın gelecekte sıcak stresinin daha da artan oranda bir zararlı etkiye sahip olacağı düşünülmektedir.
  • ABD de yapılan bir araştırmada, süt sığırlarında sıcaklık stresi nedeniyle süt veriminde meydana gelen düşüşün, günlük ortalama çevre sıcaklığının 24 °C’ye vardığında başladığını bildirmektedir. Çevre sıcaklığı 25-26°C çıktığında, serinletme sistemlerinin kullanılması ile ineklerden 2 kg daha fazla süt elde edildiği ortaya konmuştur.
  • Bir laktasyon boyunca sadece yaz aylarında sıcak stresine maruz kalan hayvanlarda toplam süt veriminde % 25 lere varan oranlarda azalmalar ortaya çıkabilir. Süt verimindeki azalma, yaklaşık % 35 az yem tüketimine bağlı oluşurken % 65 oranında da diğer faktörlerden kaynaklandığı araştırıcılar tarafından ifade edilmektedir. Yine sıcak stresi, sütün kalitesini olumsuz yönde etkileyen somatik hücre sayısını ciddi oranda artırmaktadır.
  • Sıcak stresine maruz kalan ineklerde; kızgınlık süreleri kısalır, gebelik oranları düşer ve erken embriyonik ölümler daha fazla görülür. Ayrıca, hormonal mekanizmadaki değişikliklere bağlı olarak; yumurtalık aktivitesi ve rahim fonksiyonları olumsuz yönde etkilenmektedir.
  • Yine kuru dönemde ki inekler de sıcak stresinden korunmalıdır. Kuru dönemde yüksek çevre sıcaklığına maruz kalan ineklerde; meme gelişiminin olumsuz etkilenmesinden dolayı, sürekli serinletme sisteminde barındırılan ineklere göre %13,6 daha az süt verimine sahiptirler. Aynı zamanda buzağılarının doğum ağırlıkları da 3 kg daha azdır.
  • Sıcak stresi hayvanın sağlığı ve refahı üzerinde önemli düzeyde etkilidir. Sıcak stresinin endirekt etkilerinden bazıları da uzun süre ayakta kalmaya bağlı ayak hastalıkları, kaba yem tüketiminde isteksizliğe bağlı asidoz, yine bağışık sisteminin zayıflatması sonucunda başta mastit olmak üzere çeşitli enfeksiyöz hastalıklara sebebiyet vermektedir.
  • Serinletme sistemleri sayesinde daha fazla süt elde etmenin yanı sıra ineklerin yemden yararlanma değerinin iyileştiği de bilinmektedir. Bu nedenle ülkemizde başta Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Ege, Marmara bölgeleri olmak üzere çevre sıcaklığının 22-24 °C ye çıktığı yerlerde karlı bir işletme için laktasyondaki ineklerde sıcak yaz ayları boyunca serinletme sistemleri kullanılması elzemdir.

Barınaklar; iç sıcaklık +5 +21 °C, nem oranı % 60-80 olacak şekilde inşa edilmelidir.

  • Süt sığırları için +5 ile + 21 0C arası sıcaklıklar uygun olmakla birlikte, sağmal inek için ideal çevre ısısı +10 - +15 0C dir. Alıştırmış olmak ve yeterli yem vermek şartıyla –25 0C kadar inen ısılarda bile süt sığırlarının verimlerinde önemli bir düşme olmaz, sağlıkları bozulmaz. +25 0C’yi, özelikle de + 35 0C’yi geçen sıcaklıkların hayvanlara ve de işletmeye ciddi zarar verdiği unutulmamalıdır.
  • Sığır yetiştiriciliğinde önemli çevre koşullarından bir diğeri de bağıl nemdir. Bağıl nemin sığırlar üzerine olan etkisini sıcaklıkla birlikte düşünmek gerekir. Bu amaçla günümüzde iklimin hayvan verimliliği üzerine olan etkisini gösteren Sıcaklık Nem İndeksi kavramı kullanılmaktadır.
  • Normalde vücut terleme yoluyla kendini serinleterek sıcaklığını kontrol eder. Atılan ter buharlaşıp gaz haline dönüşebilmek için çevreden ısı alırken deriyi de soğutur. Ancak bağıl nem oranı yüksekse buharlaşma hızı azalacağından vücudun soğuması yavaşlar ve vücut daha fazla ısı tutar.
  • Sıcaklık nem indeksi için alt limit 35, üst limit ise 72’dir. Sıcaklık nem indeksi değerleri bu alt limitin altına düştüğünde veya üst limiti aştığında hayvanların veriminde azalma meydana gelmektedir.

Sıcak stresinin olumsuz etkilerini azaltmak için başlıca 3 strateji uygulanmalıdır:

a) Gölgelik; Gölgelik kullanımı ile ineklere doğrudan ulaşan güneş ışınlarının önlenerek vücut yüzeyindeki ısının daha düşük düzeyde kalması hedeflenmektedir. Bu yöntem, çevre sıcaklığının düşürülmesini sağlamaz, bu nedenle pasif etkiye sahip bir yöntemdir. Çevre sıcaklığının 32°C üzerine çıktığı koşullarda gölgelik kullanımı faydalı bir sonuç vermeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Çevre sıcaklıklarının yüksek olduğu durumlarda, meraya çıkan ineklere gezinti bölgelerinde gölgelik amaçlı ağaçlandırma ile %3 lük süt artışı sağlamak mümkündür. Serinletme bakımında doğal gölgelikler daha iyidir.

b) Fan ve Islatma; Barınaklarda fan ve duş sistemiyle hava sirkülasyonunu artırmaya yönelik yapısal unsurlarla hayvanın çevre sıcaklığından daha az etkilenmesi amaçlanmalıdır. Ülkemiz sıcak iklim koşulları dikkate aldığımızda birçok bölgede gölgelik yeterli olmayabilir. Bu nedenle havalandırma (fan) ve yağmurlama(duş) sistemlerinin kurulması zorunludur. İneklerde vücut sıcaklığının atılması amacıyla dört temel ısı düzenleme mekanizması bulunur. Bunlar; radyasyon, kondüksiyon, konveksiyon ve terleme mekanizmalarıdır. Bu mekanizmalardan ilk üçü vücuttan ısı kaybının ancak %15’ini sağlarken, dördüncü mekanizma olan ‘terleme’ mekanizması yolu ile vücutta oluşan ısının %85’inin atılımın sağlanması mümkündür. Fan ve ıslatma yöntemini kullanan serinletme sistemleri, 30°C ve üzerindeki çevre sıcaklıklarında oldukça etkindir. Diğer bir ifadeyle, çevre sıcaklığı düzeyi arttıkça fan ve ıslatma yönteminin etkinliği de artmaktadır.

Fanlar; yemlik üstüne ve sağım öncesi toplama alanlarına, ineğin ayağını bastığı yerden 3 metre yüksekliğe, %10-20 eğimle ineğin sırtına üfleyecek şekilde yerleştirilmelidir. Fanların barınakta dizilişi de çok önemlidir. Fanlar aynı yönde, çaplarının on katı aralıklarla dizilmelidirler. Eğer hayvanların yattığı yerlerde de ihtiyaç olduğu hissedilirse, yatak yerleri hizasına da bir sıra fan dizilmesinde yarar vardır. Çapının on katı mesafesinde aralıklarla dizilen fanlar kötü havayı birbirlerine ileterek barınak dışına atarlar. Böylece ortamda birikmiş olan amonyak, karbondioksit, metan ve ısınmış havadan kurtulmuş olunacaktır.

Su püskürtücüler (spreyler); ineğin sırtına tam ıslatacak şekilde ayarlanmalıdır. Ancak hayvanın üzerinden yere akmamalıdır. Püskürtücüler 20 dakikada bir 1-2 dakika çalıştırılarak fanlarla beraber yaratılacak soğutucu etki ile büyükbaş hayvanlar rahatlatılmalıdır. Mastite zemin oluşturmaması için serinletme sırasında püskürtülen suyun meme ve meme başlarını ıslatmasına asla izin verilmemelidir.

İneğin sırtına hortumla su tutmak, sisleme tarzında küçük partiküllerle püskürtme yapmak, püskürtücüleri sürekli çalıştırmak aynı sonucu vermez. Bu tip işlemler barınağın nemini arttıracağı için hayvanın konforunu bozacaktır.

Barınakların “kuru ve temiz” kalmasına her zaman dikkat edilmelidir. Bu amaçla “evaporatif soğutma” sistemleri de kullanılabilir. Çatıların ıslatılması yoluyla barınak içi sıcaklık bir nebzede olsa düşürülebilir.

c) Sürü sevk ve idaresine yönelik modifikasyonlar: Ortam sıcaklığı yükseldiğinde hayvanlar, vücutlarını soğutmak için ek enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Vücut ısılarını normal seviyeye indirmek için solunum sayılarını artıran sığırlar, terlemeyle de elektrolit kaybına uğramaktadırlar. Isı stresi sürecinde;

  • Beslenme programı açısından yapılacak işlemlerin başında her zaman temiz ve serin su bulundurulması gelmektedir. Normalde inekler tükettikleri her kg kuru madde için 2-3 L. ve her kg süt verimi için 3-5 L. su tüketir. Bu miktarlar sıcaklık stresinde 2-3 kat artar. Suluklar mümkünse gölgeliklere ve sağım yolu boyunca yerleştirilmelidir.
  • Yemleme serin saatlerde yapılarak kuru madde tüketimi artırılmalıdır,
  • Sıcaklık stresine maruz kalan sığırların yem tüketimleri, özellikle de kaba yem alımları düşer. Bunun nedenlerinden biride selülozun fermantasyonu sırasında vücut ısısının artmasıdır. Bu süreçte asidozdan korumak için sığırların kaba yemi ayırıp kesif yeme yönelebileceği akılda tutulmalıdır.
  • Rasyonun kaba yem kaynağı, %75’i yeşil kaba yem ile uzun lifli 2 kg kaliteli kuru ot ilavesinden oluşturulmalıdır.
  • Rasyona, maksimum % 4 kadar fermentasyon/metabolik ısısı üretimine neden olmayan, karbonhidratlara göre enerji değeri daha yüksek (yaklaşık 2.25 katı) by-pass yağ katılabilir.
  • Katyon [sodyum(Na+), potasyum (K+), kalsiyum (Ca++), magnezyum(Mg++)] ve Anyon [klorür (CIˉ), bikarbonat (HCOȝˉ), sülfat (SO42−), fosfat (PO43−) organik asit ve protein)] yem katkıları ile asit – baz dengesi korunarak, ineklerin ısı stresi ile hızlı soluma, terleme ve aşırı salya ifrazatı ile kaybettiği mineral maddeler karşılanmalıdır.
  • Yapılan bilimsel çalışmalarda, sıcak stresi ile mücadelede rasyondan ziyade fiziksel serinletme yöntemlerinin daha etkili olduğu görülmüştür. 
  • Yüksek sıcaklık ve yüksek nem hastalık etmeni mikroorganizmalar için uygun bir çoğalma ortamıdır. İnekler sıcak stresi nedeniyle, hastalıklara karşı dirençleri düşmektedir. Bu nedenle yaz aylarında (+ 24 °C ve üzeri sıcaklıklarda) ahır temizliğine, hava sirkülasyonunun sağlanması ile barınak içi oransal nemin düşürülmesine ve ahır zeminin mutlaka kuru olmasına dikkat edilmelidir.

Paylaş