Süt İneklerinde Vücut Kondisyon Skoru (VKS)

Süt ineklerinde beslenme durumunu değerlendirmek için Vücut Kondisyon Skoru (VKS) en çok kullanılan araçlardan biridir. VKS tayini, sırt yağı kalınlığının elle (sübjektif) veya ultrasonla ölçülmesiyle yapılmaktadır (1 değeri aşırı zayıf, 5 aşırı yağlı)

Vücut Kondisyon Skoru Belirlenmesinde:

Sırt boyunca omurga üzeri ile omur yan(diken) çıkıntıları arasındaki dolgunluğa göre puanlama yapılır5’li puanda 1 kondisyon puanı (VKS) holstein ırkı için yaklaşık 40 kg, jersey ırkında 25 kg canlı ağırlığa karşılık gelmektedir.

Sütçü özeliği olan sığır ırklarında ineğin vücut yağı miktarı; süt üretimi, üreme etkinliği, yem tüketimi ve hayvanın sağlığı için son derece önemlidir. Vücut yağı rezervinin yetersiz olduğu yani zayıf ineklerde laktasyonun başında süt üretimini destekleyecek yeterli enerji kaynağının olmaması, yine yağlı ineklerde laktasyonun başlarında kuru madde tüketiminde azalmaya neden olan çeşitli metabolik hastalıklara bağlı süt veriminde düşüşler görülür. Vücutta yağın depolanması kadar depolanan yağların hızlı bir şekilde çözülmesi sırasında kanda serbest halde dolaşan yağ asitleri yumurta hücreleri üzerine zehirli etki göstermektedir. Ayrıca enerji yetersizliğine bağlı olarak yumurtalıkların iyi çalışmamasına, dolayısıyla düşük kaliteli yumurta hücresi üretmesine neden olacağı unutulmamalıdır.

Dünyada ki bütün modern işletmeler, vücut kondisyon skoru yöntemiyle sürüde ki tüm hayvanların fizyolojik dönemlerine göre vücuttaki yağ düzeylerini dolasıyla enerji rezervlerini tespit etmektedirler. İşletmedeki rasyonun, sağlığın ve sevk idarenin yerinde olup olmadığını anlamaya birinci derecede yardım eden VKS’nin düzenli olarak takip edilmesi, sağlıklı ve verimli bir sürü için elzemdir.

Süt İneklerinin Fizyolojik Dönemlerine Göre Arzulanan Vücut Kondisyon Skorları

Rutin Skorlama Dönemleri

Vücut Kondisyon Skoru
(5’li Puanlama)

İdeal

Minimum

Maximum

Doğumda

3,50

3,25

3,75

Laktasyonun birinci evresi (1-100 gün)

2,75

2,50

3,00

Laktasyonun ikinci evresi (101-200 gün)

3,00

2,75

3,25

Laktasyonun üçüncü evresi (201-300 gün)

3,25

3,00

3,50

Laktasyon sonu ( ≥301 gün )

3,5

3,25

3,75

Kuru dönem (60-1 gün)

3,5

3,25

3,75

 

Genç Dişi Sığırların Büyüme Safhalarına Göre Arzulanan Vücut Kondisyon Skorları

Genç Dişi Sığır Yaşı (ay)

Vücut Kondisyon Skoru

(5’li Puanlama)

İdeal

Minimum

Maximum

0-4

2,25

2,00

2,50

4-10

2,50

2,25

2,75

10-12

2,75

2,50

3,00

12-15

3,00

2,50

3,25

15-20

3,25

3,00

3,50

20 ˂ Buzağılama

3,50

3,25

3,75

 

Vücut Kondisyon Skoruna (VKS) Bağlı Oluşabilecek Sağlık Sorunları

1

1,25

1,50

1,75

2,00

2,25

2,50

2,75

3,00

3,25

3,50

3,75

4,00

4,25

4,50

4,75

5,00

Zayıf

-Metabolik hastalıklar

-Enfeksiyonlar

-Fertilite sorunları

Sürünüzde VKS ≥2 den küçük 3,75≤ ten büyük olan hayvanların oranı % 14’ten fazlaysa, bakım ve beslenmeyi gözden geçirmek üzere Vet. Hekiminize danışın

Yağlı

  -Buzağılama güçlüğü

  -Karaciğer yağlanması

  -Abomasum dönmesi

 

Düve ve Kurudaki İnekte Bakım Besleme

Düvelerde;

Dişi sığırlarda meme gelişimi 4-9 aylık yaşlar arasında en süratli olmaktadır. Bu dönemde aşırı besleme durumunda memede; süt bezlerinin yerini yağ dokusu dolduracağından, et memelilik denilen tablo şekillenebilir. Maalesef ülkemizde yetiştiriciler genç dişi sığırlarını yoğun bir şekilde besleyerek, besilik form kazandırmaktadırlar. Bu durum ilerde sadece süt verimi açısından değil, döl verimi açısında da sorunlara sebebiyet vermektedir. Düvelerde uygulanacak dengeli bir beslenme planı ile günlük canlı ağırlık artışları kontrol altına alınmalıdır. Altı aylık yaştan gebeliğin son iki ayına kadar günlük 700-800 gr, gebeliğin son iki ayında ise günde yaklaşık 1 kg canlı ağırlık artışı sağlayacak dengeli bir besleme programı uygulanmalıdır.

Düveler, 8-10 aylıkken cinsel olgunluğa ulaşarak boğasaklık\kızgınlık hali gösterirler. Ancak ergin canlı ağırlığının %75’ne (13-15 aylık olmadan) ulaşmadan gebe bırakılmamalıdırlar. Güç doğuma sebep olabilecek boğa spermalarının düvelerde kullanılmasından özelikle kaçınılmalıdır. Gebe düvelerde buzağılamaya 15 gün kala süt yemine başlatılarak, doğuma kadar süt yemine alıştırılması tamamlanmalıdır. Düvelerin aşırı beslenmesi özellikle meme dokusunun gelişimini olumsuz etkileyerek, memelerin yağlanmasına neden olmaktadır. Bu tip hayvanlar doğum yapıp laktasyona girdiklerinde, memeleri büyük görünmesine rağmen hem süt verimleri düşüktür hem de sağımları diğer hayvanlara göre daha uzun sürmektedir.

-Kuru dönemdeki ineklerde;

Kuru dönem, ineğin laktasyon periyodundan çıkıp, doğum ve bir sonraki laktasyon dönemi için hazırlanmasına imkan tanıyan, doğumdan önceki 55-60 günlük süredir. Bu dönemde ineğe gösterilen özen hayvanın sağlığı ve verimi üzerinde belirgin bir etkisi vardır. Doğacak buzağının daha iyi beslenmesi ve hastalıklardan koruyacak kaliteli bir kolostrum içinde kuru döneme ihtiyaç vardır.

Kurudaki inekler yağlanmaması için sağmal ineklerden ayrılarak, ayrı bir bakım ve beslenme programına alınmalıdır. Doğum sonrası normalde hızla küçülmesi gereken rahim, yağlanan hayvanlarda geç küçülmektedir. Gecikmeye bağlı rahim iltihapları ile döl verimi sorunları sıklıkla yaşanabilmektedir. Vitamin ve mineral madde yönünden zenginleştirilmiş kuru dönem yemi; süt ve besi yemlerinden daha düşük enerjiye sahip olmalıdır.

Yapılan çalışmalar, 60 günden uzun bir kuru dönemin ineğe herhangi bir yararının olmadığını göstermiştir.İnekler doğumdan 55-60 gün önce kuruya(sağımdan kesme) çıkarılarak, yüksek verime bağlı yıpranan sindirim sistemi ve meme dokusu dinlendirilerek, yenilenmesi sağlanmalıdır. Kuru dönemin ilk ve son iki haftalarında şekillenebilecek mastitlere karşı uyanık olunmalıdır.  Kurudaki inekler (doğumuna 60 gün kalan gebe düveler dahil); hastalıklara karşı vücut direnci düştüğünden, hastalık ve zararlı etkenlerle temasları sınırlandırılmak için ahırın en temiz bölümde barındırılmalıdır.Gerekirse immun sistemi güçlendirmek için A, D, E ve selenyum takviyesi yapılmalıdır.

Döl yatağında yavrunun gebelik süresince hacimsel gelişiminin işkembe üzerine yaratacağı baskı paralelinde annenin besin maddelerine olan ihtiyacı artar. Bu sebeple, fazla miktarda sulu (hacimli) ancak besin madde yoğunluğu düşük olan silaj, pancar, domates ve elma posaları ile taze biçilmiş yeşil yemler beslenme eksikliğine yol açabileceğinden özelikle de doğuma bir ay kalmış gebe hayvanlara yedirilmemelidir.İnek kuru dönemde vücut ağırlığının en az % 2’si kadar kuru madde cinsinden kaliteli kurutulmuş çayır otu yada hasıl yemleri ile beslenmelidir. Son yıllarda kuru dönemde sadece kaliteli kuru çayır otuyla beslemenin doğum sonrası hastalıkların önlenmesinde etkili olduğuna dair güçlü araştırmalar yayınlanmaktadır. Canlı ağırlığa ve Vücut Kondisyon Skoruna(VKS) bağlı olarak verilecek konsantre yem miktarı vücut ağırlığının %0,5’ini geçmemelidir.

Kurudaki ineği süt verimine hazırlamak için, doğuma 15 gün kala kuru dönem yem miktarı azaltılarak, yerine süt yemi verilmek suretiyle doğuma kadar 3-5 kg süt yemi tüketmesi sağlanmalıdır.Hiçbir şekilde VKS’si yüksek bir ineğe kuru dönemde rejim yaptırılmamalıdır. Kuru döneme zayıf giren inekler hafifçe kilo almasına izin verilebilir.Küflenmiş, kızışmış ve herhangi bir şekilde bozulmuş yemler yavru atmalara neden olabileceğinden asla yedirilmemelidir.Kayıtlardan yararlanarak doğurmasına 5-7 gün kaldığı tahmin edilen hayvanlar temiz, sesiz, sakin ve dezenfekte edilmiş ve bol yataklık serilmiş 12-16 m²’lik doğum bölmesine alınmalı, doğuma kadar hayvana burada bakılmalıdır veya doğumuna 21 gün kala hayvanlar guruplar halinde geniş ve temiz bir doğum bölünmesine alınabilir.Buzağılamadan bir hafta önce ineğin vücut ısısı 39 °C’nin üzerindedir. Doğumdan 24 saat önce aniden vücut ısısı 0,5-1 °C düşer. Tahmini buzağılama tarihinden bir hafta önceden başlayarak, günlük (hep aynı zamanda) düzenli ateş ölçmek, buzağılama zamanının tespit edilmesinde size yardımcı olacaktır.

İlkine Buzağılama Yaşı; yapılan araştırmalar; entansif bakım ve besleme koşullarında en uygun ilkine buzağılamanın, 23-26 aylık yaşlar olduğu, 27-33 aylık yaşlarda ilkine buzağılayan düvelerde ise 1.laktasyondaki süt veriminde bir miktar artış görünse de sonraki laktasyonlarda süt veriminin 23-26 aylık yaşlarda buzağılayanlara oranla daha düşük olduğunu ortaya koymuştur. Geç yaşta tohumlanan düvelerde; yağlanmaya bağlı güç doğum oranı artmakta, verimli ömür süresi kısalmaktadır. Erken yaşta tohumlanan düvelerde ise güç doğum ve buna bağlı buzağı kayıpları şekillenebilmektedir.

Doğum; İneklerin % 97 si yardıma ihtiyaç duymadan doğururlar. Normal doğumun ilk aşamasında yavruyu çevreleyen zarların bir bölümünün oluşturduğu su kesesi vulvadan dışarı çıkar. Su kesesi ve/veya ayaklar görüldükten sonraki 1 saat içerisinde doğum gerçekleşmemişse doğuma müdahale edilmesi gerekir. Doğuma erken ve gereksiz yapılan müdahaleler, annede yaralanmalara ve yavruda ölü doğum oranında artışa sebebiyet vermektedir.

Doğum padoğunun genişliği ile kolay doğum arasında bir ilişki vardır. Doğum padoğu ne kadar geniş ise, doğum o kadar kolay olur. Düvelere ve ineklere, ayrı bir doğum padoğunda, sancılanma, ıkınma için zaman tanımak, gözlemek, ama gereksiz erken müdahaleden kaçınmak şarttır. Düvelerde kolay doğum ihtimali yüzde 92, güç doğum ihtimali yüzde sekizdir. Düveler için kullanılacak boğa tohumları, buzağılama kolaylığı yüksek özelikte olmasına dikkat edilmelidir.

Buzağılamadan sonra taze iyi bir ot, biraz kesif yem ve içmesi için ılık su verilmelidir. Zor doğum yapmış ineklerde uterusun (rahim) dışarı çıkmaması için doğum gerçekleşir, gerçekleşmez derhal ayağa kalkması sağlanmalıdır.

İneklerde Lohusa Dönemi

Lohusalık dönemi; bir ineğin doğumdan sonraki ilk 15 günlük periyoduna verilen isimdir. Bu dönem, ineklerin gebelikte metabolizma ve genital sisteminde oluşan değişimlerin geriye döndüğü süreçtir. Lohusalıkta hormon seviyeleri ve rahim boyutları gebelik öncesi seviyelere geriler. Bu dönemde inekler azami özen ister. Lohusa inekler, serbest yataklı, günde iki kez muayeneye imkan verecek şekilde temiz bir padokta tutulmalıdırlar. Lohusa dönemindeki (doğumdan sonraki 0-15 gün) ineklerin olası problemlerini belirleyip erken bir şekilde tedavi etmek için veteriner hekiminizle birlikte çiftliğinizde lohusa takip programını, oluşturmalısınız.

Bu program;

·         Rektal vücut ısısı,

·         İştah ve yem seçimi,

·         İneğin hareketleri ve duruş pozisyonu,

·         Somatik hücre skoru,

·         Vulva'dan akıntı veya koku gelmesi,

·         Genel görünümü,

·         Kayıt tutma,

·         Gerekirse erken tedavi/müdahaleyi Kapsamalıdır.

BUZAĞI BAKIM VE BESLENMESİ

Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun ağız ve burnundaki müköz (sümüksü) kalıntı temizlenmelidir. Göbek kordonu dipten kopmamış ise karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine tentürdiyot akıtılan göbek kordonu karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz bir makasla kesilmelidir. Doğum esnasında dipten kopmuş veya kesilen göbek kordonu bölgesine, üç gün boyunca günde iki kez tentürdiyot sürülmelidir.Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak hem yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise buzağının üzerine hafif tuz serpilerek yalaması teşvik edilmeli veya kuru bir bez veya yataklık sapla; buzağı iyice silinerek, kurutulmaya çalışılmalıdır.

Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde annesini emmeye çalışır.

 Buzağı emmeden/sağımdan önce memeler uygun bir antiseptik ile temizlenmelidir. Eğer yavru annesini emerse ineğin sağımı sırasında devamlı yavrunun emmesini isteyeceğinden sağım zorlaşır ve verim düşüklüğü şekilenebilir. Ayrıca memeden emen yavrunun ne kadar süt içtiği de bilinemez. Bu nedenle mümkünse ağız sütü sağılarak, vücut ısısında (37,5 C°)  ve en kısa sürede (en geç 2 saate)  biberonla yavruya içirilmelidir. Emme refleksi olmayan buzağılara sonda ile verilmelidir. Doğumu takiben üretilen ağız sütü (kolostrum); normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda buzağının acil ihtiyacı olan A, D ve E vitaminleri, enerji ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine sahiptir.

Kaliteli kolostrumakışkanlığa dirençli-krema kıvamında, kan içermeyen, 3. Laktasyonda, 60 günlük kuru döneminde aşılaması yapılmış, gebeliğin sonlarına doğru memesinden süt sızıntısı olmayan, mastit, tüberküloz ve bruselloz gibi hastalıklardan ari olan hayvanlardan elde edilendir.

Kolostrum ne kadar koyu renkli ve yoğun-krema kıvamında ise o kadar kalitelidir. Ağız sütünün kalitesi görünüşüne ve kıvamına yani yoğunluğuna bakılarak gözle anlaşılabilir. Ancak işletmelerin kolostrumun kalitesini belirleyen kolostrometreye sahip olmasında fayda vardır. Bu amaçla ağız sütünün bağışıklık düzeyini belirlemede Brix refraktometresi (0-33) kullanılabilir. Brix değeri 21’in üzerinde olan kolostrumlar kaliteli olarak kabul edilmektedir. Kıvamsız (yoğun olmayan) ve açık renkli kolostrum bağışıklık ve besin maddelerince fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince korumayacaktır. Bu nedenle kalitesiz kolostrum yeni doğmuş bir buzağının ilk gıdası olmamalıdır. Genç inekler (1.ve 2.doğum) yeterli miktarda antikor oluşturamayabileceğinden gerekirse olgun ineklerden alınacak ağız sütü ile yavrular desteklenmelidir.  Kaliteli kolostrom 2 kg porsiyonlar halinde dondurularak antikor seviyesini kaybetmeden 1 yıla kadar saklanabilir. Kullanılacağı zaman yüksek ısı antikorların etkinliğini azaltabileceği veya yok edebileceği göz önünde bulundurularak 45-49 ºC su banyosunda yavaşça çözdürülmelidir.

Buzağıdan artmış kolostrum buzdolabında saklanmalıdır. Kolostrum 24 saatte kadar 40C buzdolabında bekletilebilir. Daha uzun süre saklamak için ise dondurulmalıdır. Buzağı büyütmede riskli zaman dilimlerinde ekstra çaba içerisinde olunmalıdır. Aşağıdaki grafikte de görüldüğü üzere buzağı ölümlerinin;  % 62,6 sının doğumu takip eden ilk üç haftada gerçekleştiği, 4-8. haftalarda azalarak devam ettiği, ancak yeme geçildiği dokuzuncu haftada ise tekrar artığı gözlenmektedir.

Buzağıların barınaklarına özen gösterilmelidir. Buzağılara doğumdan hemen sonra yaşamlarını sağlıklı olarak sürdürebilecekleri barınak koşulları sağlanmalıdır.

 Bu amaçla;

İneklerin bulunduğu ortamda çoğalma imkanı bulan zararlı mikroorganizmalar ve parazitlerin buzağılara bulaşmaması için buzağılar doğar doğmaz, yetişkin hayvanlardan kesinlikle ayrı kontrollü bir ortamda 8 hafta süreyle barındırılmalıdır. Barınak; hakim rüzgarlara karşı korunaklı, temiz, havadar, kuru ve aydınlık olmalı; buzağılar kesinlikle hava cereyanında kalmamalıdır. Hava koridoruna sokulan elin üzerinde hava akımı belirginse, ortamda hava cereyanı vardır denilebilir.  Buzağıların konforu için gerekli optimum çevre sıcaklığı 21 °C dir. Ancak buzağılar 10-27 °C arası çevre sıcaklığında vücut sıcaklığını sabit tutabilirler. Buzağılar çevre sıcaklığı 10 °C derecenin altına düştüğünde ekstra enerjiye, 27 °C üzerine çıktığında ise ekstra suya gereksinim duyarlar. Çevre sıcaklığı 10 °C altına düştüğünde buzağıların ek enerji ihtiyacını minimize etmek için battaniye kullanmak iyi bir fikirdir.

Buzağı battaniyesinin kullanımıyla ilk dört haftada ortalama günlük canlı ağırlık artışında 90 gr’lık fark yaratmak mümkündür. Süt emme döneminden (8 hafta) sonra veya en erken 21 gününü doldurmuş buzağıların birlikte yaşamaya alışabilmeleri için 3-5 buzağının bulundurulabileceği gurup bölmesine (padok/iglo kulübe) alınmalıdırlar. 4 aylık yaştaki buzağılar ise 6-12’lik gruplar halinde yetiştirilebilir.

Bölmeler; buzağıların birbirlerini görebilecekleri fakat temas edemeyecekleri, birbirlerini ememeyecekleri şekilde düzenlenmelidir. Buzağı kulübesinin eni 100-120 cm, yüksekliği 85-90 cm. boyu 2,70-3,30 cm. olmalıdır. (Buzağı refahı açısından buzağı kulübesi alanı en az 1,5 m² ve gezinme yeri 1,5-1,8 m² olmalıdır.) Buzağı kulübeleri; aralarında en az 60 cm’lik mesafe bırakılarak yerleştirilmelidir. Her büyütme dönemden sonra buzağı kulübesi temizliği ve dezenfeksiyonu yapılarak, temiz bir yeni zemine alınmalıdır. Buzağı kulübeleri; drenajı kötü olan, ıslaklığı artıran beton, tahta, kauçuk zeminlere yerleştirilmemelidir. Buzağının ıslak olması veya ıslak zeminde kalması soğuk havalarda buzağılarda vücut ısısını düşürdüğü için asla istenmeyen bir durumdur.

Zeminden yükseğe yerleştirilen ve atıklar için zemininde açıklıklar bırakılmış ya da delikler açılmış bokslar/kulübeler/bölmelerde barındırılan buzağıların; hava yoluyla fekal/dışkısal patojenlere ve daha fazla hava cereyanına maruz kalabileceği unutulmamalıdır.

Altlık satın alınabilecek en ucuz ilaçtır."

Soğuk olduğunda daha sıcak tutması için altlık olarak kullanılacak kuru ve temiz buğday-arpa sapları, buzağıların yuva kurmalarını sağlayacak uzunlukta olmalıdır.  Buzağı başına yaklaşık 10 Kg altlık konulmalı ve günlük 1-1,5 Kg’ı temiz ve kuru altlıkla yenilenmelidir. Zararlı mikroorganizmalar kuru zeminde çoğalma imkanı bulamayacağından ortamda ıslaklığa ve amonyak birikimine asla izin verilmemelidir. Buzağıların grup halinde barındırıldığı bölmelerde, yatakların mümkün olduğunca kuru tutulabilmesi için gerekirse tüm zemine altlık serilmelidir.   Buğday-arpa sapı, kaba veya toz talaş kadar etrafa savrulmaz. Ancak kaba veya toz talaş; daha emici ve daha iyi sinek kontrolü sağlar.

Gün ışığı büyüme performansı üzerinde 1. Derecede etkilidir. Günler uzadıkça büyüme artar, kısaldıkça büyüme azalır.

Buzağı kulübesinin yönü kış aylarında güneşten en iyi yararlanmayı sağlaması bakımından güneye, yazın ise aşırı öğlen güneşine maruz kalmaması için doğuya bakacak şekilde yerleştirilmelidir.

D Vitamininin buzağıda kemik gelişimi kadar bağışıklık sisteminin güçlenmesinde aktif rol oynadığı unutulmamalıdır.  Kulübelerde yetişen buzağılar; temiz hava ve bol güneşin yanı sıra bölgenin tabi şartlarına daha iyi adapte olduklarından, yetişkin döneminde de hastalıklara karşı daha dirençlidirler.

Çalışanlar yaşça küçük (genç) hayvanlardan çalışmaya başlayıp, yaşlı hayvanlara doğru yönelmelidir. Mümkünse bir kişi sadece buzağılara bakmalıdır.

 İşletmede bir yer kirli ise her yer kirlidir ilkesi ile hazırlanan biyogüvenlik planı dahilinde buzağı barınaklarının hijyenine özen gösterilmelidir. Sindirim ve solunum yolu enfeksiyonları buzağıların bulundukları yerlerin temiz, kuru, iyi havalandırmalı yerler olmasıyla önlenir. Buzağının ilk iki ayındaki bakım ve beslemenin, besi performansı ve iyi bir inek olması üzerinde birinci derecede etkili olduğu unutulmamalıdır. Hastalık geçirenlerde illeri ki yaşlarda gelişme geriliğinin görülmesi kuvvetle muhtemel olacağından buzağıları hasta etmeden büyütmek her daim esas alınmalıdır. Sütten kesim zamanında hayvana verilmekte olan kesif yem değiştirilmemeli, buzağılar taşınmamalı veya boynuz köreltme gibi stres yaratan işler yapılmamalıdır. Buzağılarda sütten kesilene kadar olan dönemde ölüm oranı ≤ %3, altı ayın sonunda yani dana oluncaya kadarki dönemde ise ölüm oranı ˂ %5 ‘in altında olmalıdır.


Paylaş