İŞLETMEYE HAYVAN ALIMI

Damızlık Dişi Hayvan

Bulunulan bölgeye, amaca ve işletmede hayvanlara sağlanan barınak, bakım ve besleme, çevreden alınabilen hizmetler, coğrafik yapı, pazar vb. şartlara göre ırk tercihi yapılmalıdır. Bakım, beslenme ve barınak gibi altyapı şartları yeterli olarak sağlanamıyorsa yüksek verimli kültür ırkları yerine zor şartlarda yaşamaya daha yatkın olan kültür melezi veya yerli hayvanlar tercih edilmelidir.  Damızlık hayvanlar ile ilgili ırk tercihi yapılmadan önce il-ilçe gıda tarım ve hayvancılık il müdürlüğünde görevli uzmanlardan görüş alınmalıdır. Hayvan ırklarının kendine özgü farklı bakım ve besleme taleplerinin getireceği ek iş yükü nedeniyle işletmede birden fazla sığır ırkı ile çalışılması önerilmemektedir.  Damızlık hayvanlar iyi bilinen sağlıklı işletmelerden seçilmelidir.  Sürüye yeni hayvanların katılmasının, hiyerarşiye bağlı strese kaynağı olacağı unutulmamalıdır.  Verim geçmişi bilinmeyen (pedigrisiz) hayvanlar işletmeye alınmamalıdır. Damızlık hayvan seçiminde mümkünse tecrübeli kişilerden hizmet satın alınmalıdır. Gebe düve alımında tohumlama yaş aralığı 13-18 aylık olanlara öncelik verilmelidir. Yine yoğun bakım ve besleme uygulayan (entansif) işletmelerde tohumlama yaşı 20 aylıktan büyük olan düvelerin, verime geçtiğinde çeşitli sorunlarının (güç doğum, verim düşüklüğü, döl tutmama v.b) olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Satın alınacak damızlık dişi sığırların Vücut Kondisyon Skorları 2,25-3,75 aralığında olmalıdır.

Gebelik süresi düşük olan hayvanlar işletmeye daha iyi adapte olacağından maksimum 7 aylık gebe hayvanlar işletmeye alınmalıdır Damızlık dişi sığırların dış görünüşünde (tip özellikleri); sağrı yüksekliği, güç, vücut kondisyonu, göğüs genişliği, beden derinliği, sütçülük kondisyonu, sağrı eğimi, sağrı genişliği, lokomosyon (yürüyüşü), ayak-bacak ve meme yapısının arzulanan seviyede olup olmadığı aranmalıdır.  365 günde her inekten 1 yavru alınması hedefleri doğrultusunda süt, et veriminin yanı sıra döl verimi yüksek hayvanlar seçilmelidir. İşletme ve pazar ihtiyaçları doğrultusunda sürü yapısı doğru planlanmalıdır. Düveler özellikle doğumdan sonra çok sık bir arada olunacak hayvanlardır. Bu nedenle insana alışmaları için çaba harcanmalıdır.  Düvelerin yemlenmesi ve bakımının sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için mümkünse gebelik tarihleri esas alınarak gruplandırılmalıdır.  Doğumlarla birlikte işletmenin hayvan sayısı artacağından gebe düvelerin muhtemel doğurma tarihleri esas alınarak yeterli buzağı barınma alanları ile buzağılıkta kullanılacak alet ekipmanlar tamamlanmalıdır.

Besilik Hayvan

  • Besiye alınacak hayvanlar; ırk, yaş, cinsiyet ve ağırlık yönünden aynı özellikte olmalıdır.
  • Besiye alınacak hayvanlar; besi kabiliyeti yüksek etçi veya kombine ırklardan yada melezi hayvanlar tercih edilmelidir. Besiye alınan hayvanların kesime gönderileceği tarih, besi dönemindeki sıcaklıklar, bölgedeki hastalıklar, iç ve dış paraziter mücadele, aşılama ve biyogüvenlik tedbirlerine önem verilmelidir.  İşletmeye sonradan alınacak hayvanlar, en az 10 gün süreyle ayrı bir yerde karantinada tutulduktan sonra sağlıklı olduğu anlaşılan besi hayvanları, mevcut sürüye katılmalıdır. İşletmedeki hayvanlara, birçok bulaşıcı hastalığın sonradan alınan hayvanlardan geçtiği unutulmamalıdır.
  • Hayvanların bakılırken stres yaşamalarına imkan vermeyen serbest veya açık sistemli barınaklar/yapılar tercih edilmelidir.  Serbest dolaşımlı mekanlarda besilik erkek sığırlar arasında; sosyal yapıyı güçlendirerek stresi minimize etmek için 7-10 başlık bölmeler düzenlenmelidir. Besilik erkek sığırlar kesime sevk edilene kadar mümkünse aynı grup içinde tutulmalıdır. Kırmızı et fiyatlarının belirlenmesinde en önemli üretim maliyet kalemi yem girdileridir. Besi hayvanlarının yedikleri yemden azami şekilde yararlanmalarının sağlanması hedeflenmelidir.  Belirli periyotlarla besi hayvanlarının yemi ne oranda değerlendirdiğini tespit etmek amacıyla önündeki rasyonu ve gübreyi analiz ettirerek, maksimum düzeyde yemden yararlanmaları sağlanmalıdır.

Nakil ve Nakil Sonrası Bakım-Besleme

  • Hayvanlar alışık oldukları çevrelerini, sosyal gruplarını bırakmak ve alışık olmadıkları bir hayvan grubu içine ya da araç ortamına girmek zorunda kaldıklarında strese girmektedir. Bu nedenle nakil edilecek hayvanlarda travmaları minimize etmek için; Hayvan satın alan bir işletme; hayvanların temel ihtiyaçlarını gözeterek, uygun araçla naklini sağlama yönünde tedbir almalıdır, Nakil sırasında hayvan başına ayrılacak alan “yükleme yoğunluğu” olarak ifade edilmektedir. Yükleme yoğunluğuna tür, yaş, canlı ağırlık, cinsiyet, nakil süresi, çevre sıcaklığı, boynuz varlığı gibi faktörler etki etmektedir. Yükleme yoğunluğunun ölçülmesinde hayvan başına ayrılan alandan ziyade belli bir canlı ağırlığa ayrılan alanın tercih edilmesi daha doğrudur. Araç içinde hayvan yoğunluğunun artmasına bağlı olarak hayvanlarda düşme, yaralanma, yavru atmalarda önemli oranda artış olacağı yükleme esnasında göz önünde bulundurulmalıdır. Türü (koyun, sığır gibi) ve cinsiyeti (erkek, dişi) farklı hayvanlar ayrı nakledilmeli veya aynı nakil araçlarında farklı bölmelerde taşınmalıdır.   Hayvanlar nakil araçları içinde baş, boyun, bacak ya da vücudunun herhangi bir yerinden bağlanmamalıdır. Hayvan nakil aracın taban döşemeleri üzerine en az 2 cm. kalınlığında yataklık, sap, saman, talaş v.b atılmalıdır.  Yükleme sırasında hayvanları yönlendirmek ya da hareket ettirmek için sopa ya da elektrikli övendire kullanılmamalıdır. Elektrikli övendire yerine, ince esnek bir çubuğun ucuna bağlanmış küçük naylon bir parça veya küçük bir kumaş yardımıyla hayvanlar hareket ettirilmelidir.  Hayvanların nakliye aracına yüklenmesinde ve indirilmesinde mutlaka uygun rampalardan yararlanılmalıdır. Rampalar; zemini kaymayı, kenarları ise hayvanın rampadan çıkmasını engelleyecek yükseklikte olmalıdır,
  • Hayvanlar aşağı doğru inmek yerine yukarı doğru çıkmayı tercih ederler. Bu nedenle indirmede kullanılacak rampanın meyil yönü yukarı yönde, 20-25° açıyla olmalıdır.
  • Hayvanlar gelmeden önce indirilecekleri alandaki yemliklere kaliteli kaba yem (kuru ot, kuru hasıl, kuru yonca, kuru fiğ vb.) konulmalıdır, Yolculuğu tamamlayan hayvanlar mümkünse barındırılacak ahırlara veya ahırlarının çok yakınına ürkütülmeden indirilmelidir.  İndirilen hayvanlara; indirildikleri alanı tanıma fırsatı verilmeli bu amaçla 1-2 saat boyunca hayvanların yanına girilmemeli ve her türlü müdahaleden kaçınılmalıdır. Nakil aracından indirilen hayvanlar, 1-2 saat dinlendirildikten sonra kontrolü su verilmelidir. Özellikle bağlı duraklı ahırlarda hayvanların ahıra alıştırılması, zaman aldığından hayvanları bağlamak için aceleci davranılmamalıdır. Önce yemliklere kesif yem dökülmeli, bunu yemek için gelen hayvanlara yaklaşılarak bağlamaya çalışılmalıdır.  İlk kez bağlanan hayvanlar 4-5 gün boyunca sık aralıklarla izlenmelidir. Hayvanlar geldikleri işletmede, nakliye ve yeni ortamdan dolayı strese girmekte oluşan strese bağlı direnç sistemlerinin zayıfladığı akıldan çıkarılmamalıdır. Nakliye sonrası şekillenebilen öksürüğe karşı barınak içi havalandırma kapatılmamalı, içeride hava cereyanı oluşturmadan sürekli temiz hava bulundurulması garanti edilmelidir.  Satın alınan hayvanların indirileceği işletmede sığır bulunuyorsa, getirilen hayvanlar, ayrı bir ahırda karantinaya alınarak sağlık statüsü eşitlenene kadar bir araya konulmamalıdır. Karantina süresince araç ve gereçler ortak kullanılmamalıdır.

İlk 3 hafta boyunca işletmeye yeni alınan büyükbaş hayvanların temel ihtiyaçları;

  • Kaliteli kuru ot (tercihen çayır otu),
  • Temiz içme suyu,
  • Hafif eksersizle birlikte güvenli rahat bir dinlenme ortamı (bol saplı yataklık)
  • Bakıcı ve ortama alışması için özenli çaba (nazik, gürültüsüz ortam)
  • Tımara (günde bir kez fırçayla deriye yapılan masaj derinin nefes almasını sağlar ve hayvanın metabolizmasını güçlendirir)

İlk günlerde taze/yaş ot ve sılajlar mümkünse verilmemeli veya çok ufak porsiyonlarda verilmelidir. Günde verilecek konsantre yem (fabrika yemi, kırılmış veya ezilmiş mısır, buğday, arpa vb) miktarı maksimum 0,3 Kg olmalıdır.  Ancak 10. Günden sonra taze ot, sılaj ve konsantre yem miktarı yavaşça artırılarak hayvanın işletme rasyon programına uyumu sağlanmalıdır. Yem yeme, içme suyu tüketme ve dışkının kompozisyonu düzenli olarak gözlenmeli, Sorunlar vakit geçirilmeden sorumlu veteriner hekime bildirilmelidir.

YEM ve YEMLEME

Rasyon: Bir büyükbaş hayvanın 24 saatlik tüm besin ihtiyaçlarını karşılayabilecek, işkembedeki asidi dengeleyecek kaba ve kesif/konsantre/yoğun yemleri uygun şekilde hazırlanmış karışıma denir. Uygun çevre koşullarında, yaş, canlı ağırlık ve verimine göre hazırlanan rasyonla beslenen hayvanlardan ancak genetik kapasitesi nispetinde verim alınabilir. Sığırlarda rasyon hazırlarken yüksek kaliteli kaba yemin yerini tutacak başka bir yem maddesinin mevcut olmadığı her daim göz önünde bulundurulmalıdır. Hayvanların ihtiyaçlarına göre rasyon hazırlarken;Sığıra yem verdiğimizde aslında sığırı değil ön midede (işkembede) bulunan mikroorganizmaları beslemekteyiz, mikroorganizmalarda sığırımızı beslemektedir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda sindirim işleminin % 70’i işkembede gerçekleşmektedir.

Toplam ağırlığı 4-7 kg olan işkembe (rumen) mikroorganizmaları; rumen pH sının 5.8-6.4 olduğu ortamda sindirim sistemi faaliyetlerini verimli bir şekilde yürütebilmektedir. Bu pH aralığı dışındaki değerlerde sindirim faaliyetlerini sürdüren mikroorganizmaların sayısı ve aktivitesi düşmektedir. Bu düşüş optimum pH seviyesinden (5.8-6.4) uzaklaştıkça artar.Sığırlarda işkembeyi dolu tutarak tokluk hissi yaratılabileceğinden her zaman kaliteli ve istekle tüketilebilen kaba yemlere ihtiyaç vardır. Tükrük salgısını inhibe etmemesi için zorunlu olmadıkça yemler ıslatılarak verilmemelidir. Kaliteli kaba yemler ineklere yiyebildikleri kadar verilmeli, hayvanlardan kıskanılmamalıdır. Bazı ülkelerde süt sığırlarında kaliteli bir peynir üretimi için sadece çayır otu verildiği unutulmamalıdır. İşletmenin bulunduğu bölgedeki iklim ve toprak şartlarına göre çayır otu, silajlık mısır, sorgum sudan otu melezi, yonca, fiğ, korunga, lenox, gibi kaba yemler işletmede üretilerek en az %30-40 oranında üretim maliyeti azaltılmalıdır.  Arpa, mısır, buğday, bakla, yulaf vb. dane yemleri üreterek, ayçiçeği küspesi, pamuk tohumu küspesi, soya ve yem katkı maddelerini (mineral maddeler, vitamin, soda(NaHCO3, vb.) satın alarak fabrika yemlerine göre maliyeti en az % 20-30 oranında azaltan dengeli ve sağlıklı konsantre yemler işletmede üretilmelidir.Kaba yem / kesif yem oranı çok önemlidir. Uzmanlar süt sığırlarında verimli bir ömür için rasyonlarının; kuru madde esasına göre % 65’nin kaliteli kaba yemlerden, en fazla % 35’nin ise kesif (konsantre) yemlerden oluşmasını, sadece özel durumlarda maksimum rasyonun % 50’sinin kesif yemlerden karşılanmasını önermektedir. İşletmeler bu bağlamda rasyonda kesif yeme daha az yer verebilmesi için, kaliteli kaba yem üretimi veya tedarikinde özel bir çaba içerisinde olmalıdır. Düşük verimli ineklerde (14 litre verime kadar), gebe ve kısır ineklerde olduğu gibi günlük rasyonun %80-90’ı ve hatta %100’ü kaliteli kaba yemlerle karşılanabilir (mineral madde takviyesiyle). Sığırların sindirim sistemi kaba yemler üzerinden çalıştığı unutulmamalıdır. İşletmeler; ürettikleri kaba yemlerde mineral madde (özelikle bakır, çinko, demir, selenyum, krom ve manganez ) yönünden analizlerini yapmalı, gerekirse yem bitkileri yetiştirilen topraklar; eksik olan mineraller yönünden zenginleştirmelidir.  Ülkemizde kaliteli kaba yemi olmayan üreticiler; yüksek verimli ineklerini dengeli besleyemediklerinden çok kısa zamanda elden çıkartmak zorunda kalmaktadır.

Sadece kaliteli çayırotunun; ayak sağlığı, meme sağlığı, döl verimi başka bir ifadeyle verimli bir yaşam süresini garanti ettiği unutulmamalıdır.

Yem ve Yemlemede Önemli Bazı Hatırlatmalar

Bütün yeni yemler (çayır ve mera yeşil otları dahil) 7-14 günlük alıştırma programı dahilinde kademeli artırılarak yedirmelidir. Bahar aylarında mera otlarında selüloz oranı çok düşük olduğundan hayvanlar meraya çıkmadan veya meradan döndüklerinde mutlaka kuru ot takviyesi yapılmalıdır.  Aşırı gübreleme bitkilerde nitrat ve nitrit maddelerinin artmasına neden olur. Nitrat ve nitrit bitkilerde A, D ve E vitaminlerini azaltacağı gibi hayvanlarda nitrit zehirlenmesine yol açacağından dikkatli olunmalıdır. Sıcaklığın 10-40°C, pH’nın 4-8 aralığında ve su aktivitesinin en az 0,7 olduğu şartlarda üreme gösterebilen küfler, silaj gibi yüksek nem içeren yem maddelerinde ise oksijenle temas ettiğinde üreme şansına sahip olurlar. Küf mantarları tarafından üretilen mikotoksinler; hayvanlarda karaciğer, böbrek ve merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olmaktadır. Buzağılar ve gebe hayvanlar oldukça duyarlıdır. Tahıllar nem oranı %13’ün, otlar ise % 15-18’in altına düşürülerek depolanmalıdır.

Küflü yemler doğrudan hayvanın metabolizmasını bozduğu gibi (metabolik hastalıklar, yem tüketiminde azalma, yemden yararlanamama, döl verimi düşüklüğü, atıklar, bağışık sistemini baskılama, ayak hastalıkları gibi) gıdalara geçerek insan sağlığını ciddi bir şekilde etkilemektedir. Bu nedenle az miktarda da olsa hayvanlara küflenmiş sılaj, kuru ot veya kesif yemler verilmemelidir.   Mikotosin üremesinde şüphe edilen yem hammaddelerinden numune alınırken sadece küflü kısımlardan değil en az on farklı noktadan örnek alınarak usulüne uygun seri bir şekilde laboratuara ulaştırılmalıdır.

Sürü sağlığı üzerine olan olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda, birçok laboratuvarda kolayca yapılan mikotoksin analiz maliyetlerinden kaçınılmamalıdır. Toksin bağlayıcılara güvenilerek mikotoksin içeren yemler hayvanların tüketimine sunulmamalıdır. Hayvanda asidoza yol açan melas, pekmez gibi konsantre şekerler; bir başa günlük 500 gramdan fazla verilmemelidir.  Bir yemlemede\öğünde maksimum 2 kg/baş konsantre yem verilmelidir.  Tahıllar her zaman öğütülmeden ezme veya kırma halinde verilmelidir.  Yem çuvalları tahta ızgara üzerinde serin, kuru, ışıksız bir ortamda ve ağızları kapalı olarak saklanmalıdır. Çuval istifleri yazın 5, kışın ise 7 çuvaldan fazla olmamalıdır. Yemlik ve suluklar düzenli olarak temizlenmelidir. Yemliklerde tüketilmeyen yemler bekletilmeden uzaklaştırılmalı yerine taze yemler konulmalıdır. Pancar yaprakları bol şeker içerdiği için fazla verilmesi işkembeyi ve bağırsakları tahriş edeceğinden dikkatli davranılmalıdır.  Çimlenmiş veya küflü- kokuşmuş tohumlar zehirli olduğu unutulmamalıdır. Soğan, lahana ve karalahana yaprakları hayvanlarda iç kanamalara yol açacağından fazla yedirilmemelidir. Depolarda zamanla insan yiyeceği özelliğini kaybeden hububat daneleri hayvanlara verilmemelidir.  Fırın ve yemek artıkları hayvanlara yedirilmemelidir.  Elek altı, değirmen altı kırık buğdayların içinde yabani ot bulunduğundan rasyonda %5’den fazla verilmemelidir Çöplük veya çevre kirlenmesinin olduğu fabrika alanlarında, ana yol kenarlarında hayvanlar otlatılmamalıdır. İşletmedeki hayvan varlığına göre yıl içerisinde işletmede üretilecek kaba ve kesif yemlerle, piyasadan temin edilecek yemlerin ekonomik şekilde değerlendirilmesi için yıllık yemleme planlamasının yapılması en akılcı yoldur.Sığırlar istikrar ve alışkanlığı sevdiğinden, zorunluluk hasıl olmadıkça Rasyon değişikliklerinden kaçınılmalıdır.

Taze yem bitkisinin sindirilme derecesi, kurutulmuş olanına göre daha yüksek olduğu unutulmamalı, bu nedenle çayır ve meralardan yeterince faydalanılmalıdır. Yonca gibi kaliteli kaba yemi ve kaliteli mısır silajı olan işletmeler; hayvanlarının yaşama payı ile birlikte 14 kg süt verimine yetecek kadar ham proteini ve enerji ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Canlı ağırlığının % 2,5 civarında olan kuru madde ihtiyacının; en az % 1,5’nin kaliteli kaba yemden karşılanması sığırcılık işletmelerinin olmazsa olmaz koşuludur. Hayvan yüksek oranda mısır silajı, nem oranı %50'den fazla olan kaba yemler, canlı ağırlığın %2'sinden fazla kesif yem, düşük partikül büyüklüğüne sahip kaba yemler kullanıldığında tampon maddelerin kullanılması önerilmektedir. Bu tip rasyonlarla hayvanda yem tüketimi ve süt yağı oranı düşer. Tampon maddelerin kullanımı ile yem tüketimi, selüloz sindirimi ve mikrobiyel protein sentezi iyileştirilebilir. Rasyon kuru maddesinde uzmanlarca önerilen tampon madde miktarları; NaHCO3 için %0.75-1 ve NaHCO3/MgO (3:1) içeren karışım için %1.25 dir. Sığırlarda yüksek kaliteli kaba yemin yerini tutacak başka bir yem maddesinin mevcut olmadığı her daim bilinmelidir.

SİLAJ

Sılaj; taze ve fazla su içeren yemlerin uzun süre saklanması amacıyla havasız ortamda süt asidi (laktik asit) bakterilerinin fermantasyonuyla elde edilen yemlerdir. Silolanacak suca zengin yemlerin kuru madde içeriklerinin %25-35 arasında, kolay eriyebilir karbonhidrat içeriklerinin ise en az %3 olması gerekir. Kaba yemlerin besin değerini artırmak ve korumak için en iyi yöntem slajlama metodudur.Oksijensiz ortamı ve laktik asit oluşumunu sağlamak için yem bitkisinin silolanmadan önce soldurulması, silolanacak ürüne parçalama, doğrama, yırtma v.b. fiziksel işlemler uygulanması, proteince zengin ancak karbonhidratça fakir baklagil yem bitkilerine ise karbonhidrat ilave edilmelidir. Kısaca taze yem bitkileri; sılaj yöntemiyle bakteri, maya, küf, böcek ve kemirgenler gibi dış bozulma faktörlerinden korunmasıdır.Gıda sanayi yan ürünleri, konserve sanayinin her türlü sebze artıkları, hayvan lahanası, şalgam ve pancar yaprakları, bezelye sapları, fasulye, domates, biber artıkları, şeker pancarı posası, patates cipsi artıkları silajı yapılmak suretiyle hayvan yemi olarak çok ucuza değerlendirilebilir.Sılaj kokusunun süte geçmemesi için sılaj ahırda depolanmamalı ve daima sağımdan sonra verilmelidir. Silo yapım yerinin taban suyu düzeyi dikkate alınarak silo derinliği ayarlanmalıdır.  Sılaj yapım yeri, bulaşmaya sebebiyet vermemek için hayvan atık depolarından uzak tutulmalıdır. Silo suyu drenajını sağlamak için silo yerinin en az %1-2 eğime sahip olmasına dikkat edilmelidir. Bu amaçla eğimli araziler kullanılabileceği gibi, düz arazilerde silo tabanında %1-2 eğim oluşturulmalıdır. Silo yapı malzemesi yem suyunu emmemeli ve yem suyundan etkilenmemelidir. Kullanılan malzeme yemin kalitesinin ve bozulmasına neden olmamalıdır. Silo yapı elemanları hava ve suyu içeriye sızdırmayacak özellikte olmalıdır. Silo duvarların iç yüzeyinde hava boşluğu oluşumuna yol açacak girinti, çıkıntı ve köşeler bulunmamalıdır

Silajın Avantajları;

  • Maliyetinin çok düşük, besleme ve sindirilme derecelerinin yüksek oluşu, sevilerek tüketilmesi silajın en önemli avantajıdır.
  • Vitaminlerce özelikle Provitamin A yönünden zengindir.
  • Silaj yapımının kuru ot üretimine göre hava koşullarına daha az bağımlı olması, silajı yapılan bitkilerin farklı olgunlaşma dönemlerinde hasat edilebilmesi, çalışma şartlarını kolaylaştırmaktadır
  • Silajda kuru otta olduğu gibi yangın tehlikesi bulunmamaktadır.
  • Yabancı ot tohumları silolanma sırasında öldüğünden gübre ile tarlaya bulaşmamaktadır.
  • Silajlık bitkinin hasadı daha erken yapıldığından senede iki ürün alma imkanı doğmaktadır.
  • Yeşil yemlerin kurutulması ile besin madde kaybı ortalama % 40-60 iken, sılajda bu oran  % 5-10 olduğu kabul edilmektedir.
  • Silaj yapım tekniği mekanizasyona çok uygundur ve büyük bir iş gücü gerektirmez.
  • Silaj sıkıştırılarak depolandığından birim hacimde daha fazla yem bitkisi depolanabilir. (1 M³ alanda 500-900 Kg ).
  • Silolama, silo kapları açılmadığı sürece suca zengin yemlerin dış çevre koşullarından etkilenmeden ve bozulmadan 2-3 yıl gibi uzun süre ile saklanmasına imkan sağlar.
  • Günümüzde artık taşıma ve pazar imkanlarının da artması sonucu silaj yapımı tüm dünyada oldukça popüler bir kaba yem üretim tekniği halini almıştır.

Silajın Dezavantajları;

  • Hasat, parçalama ve sıkıştırma makinelerinin ilk yatırım maliyeti yüksektir.
  • Depolanması dikkat isteyen silajın; taşınması ve satılması güçtür.

Paylaş